Ankara’da 1981 yılında doğan Gözde Erkman, üç kız kardeşin en küçüğü olarak büyüdü. On bir yaşındayken babasını ani kaybedişi, hayatında bir dönüm noktası oldu ve sanatı bir iyileşme aracı olarak görmesinin temelini oluşturdu. Ankara’da uluslararasi bir okulda ortaokul ve lise egitimini tamamladı. Bu yillarda ona rehberlik eden sanat öğretmeni Edwin Hedge sayesinde yaratıcı sesini keşfetti; farklı malzemelerle denemeler yapması yönündeki teşvikleri, ona sanatı duygusal bir onarım yolu olarak görmeyi öğretti.
Yurtdışında seçkin sanat okullarından kabüller almasına rağmen, ailesine yakın kalmayı tercih eden Erkman, Bilkent Üniversitesi’nde İletişim ve Tasarım okudu ve onur derecesiyle mezun oldu. Aldığı eğitim ve sinema dünyasına duyduğu merak onu film endüstrisine yönlendirdi. İstanbul’a taşınarak kostüm, prodüksiyon ve sanat yönetmenliği gibi çeşitli yaratıcı alanlarda uzun süre çalıştıktan sonra odağını anneliğe ve sanata çevirdi.
2011 yılında, ortağıyla bir resortwear (plaj giyim) markası kurdu. Bu süreçte, kendine özgü nokta çizimlerini kumaşlara aktararak görsel sanatını tasarımla birleştirmeye başladı ve böylece iki yaratıcı dünyasını birbirine bağlayan giyilebilir sanat formları oluşturdu. Bu dönemde, dövme okuluna gitti. Resmin yanı sıra seramik, porselen, mozaik ve dövme çalışmalarını sürdürdü.
Lise yıllarından beri hayali olan sanatını sergilemeyi hayat keşmekeşiyle hep öteleyip, her yaptığı tabloyu, daha iyisini yapmak için kenara atan Erkman, babasının ani ölümü sonrası travmayla, çocukluğuna dair hatıralarının silik oması, hafızasının ona hayatı boyunca oyunlar oynaması ve kendini kaybolmuş hissetmesi üzerine “Lost in Memory” (Hafızada Kaybolmak) adında bir senaryo yazdı. Sanatsal yolculuğu, bu senaryo sonrası hafızanın yanıltıcı etkileri ve kaybın kalıcı sızısı üzerine yapmaya başladığı eserlerle tamamlayıcı bir döngüye girdi. Noktalama tekniği ve duygularını açığa çıkarmayı hedefleyen renk seçimleriyle hafıza, acı ve yenilenme hislerini araştırırken hem kendi kişisel tarihini hem de yaşadığı ülkenin toplumsal sorunlarla sıkışmışlığını yansıtıyor.
Annelik, iş hayatı ve sanatsal calışmaları dengeli bir şekilde yürütmeye çalışan Gözde Erkman, şimdi iyileştirici eserlerini izleyenlerle paylaşıyor. Resimleri, kırılganlığın güce dönüştüğü, hafızanın acı, sükunet ile dinginlik arasında bir köprü kurduğu sakin ve derin bir alana davet ediyor.